Kayısı; Kuzey Çin kökenlidir. Dünya ülkelerine ipek yolu ticareti ile yayılmıştır. Sadece ılıman ve sıcak iklimlerde yetiştirilebilir.

Dünya üretimi yılda 2,5 milyon ton olup büyük çoğunluğu Akdeniz ülkeleri ve Avrupa`da üretilmektedir. 1998 yılı rakamlarına göre Türkiye 538.000 ton ile dünya kayısı üretiminin % 20' sini gerçekleştirmiştir ve bu üretim miktarı sürekli olarak büyüme eğilimi göstermiştir. Uzun yıllardır pazarda bir kriz oluşmamakta ve fiyatlar her zaman kaliteye göre belirlenmektedir. Kayısıda dış görünüş ve lezzet çok önemlidir. Son yıllarda tarım alanlarındaki yenileştirme hareketleri bu iki özellik ile ilgili olarak önemli gelişmelerin elde edilmesine olanak sağlanmıştır.

Bunların yanı sıra iklim ve toprak kadar çeşit ve anaç seçimi de başarıya ulaşmak açısından önemlidir. Daha çok serbest formda ve hızlı bir şekilde derim durumuna geçen ve belirli endüstriyel işleme sektörü tarafından talep edilmesi nedeniyle aynı zamanda mekanik olarak toplanmaya uygun bir bitki türüdür. Ancak pazardaki değişim her zaman taze olarak tüketilmesi ve bununla birlikte meyvenin kalitesi kadar zedelenmeye ve manuplasyona karşı olan direnci, olgunlaşma takviminin uzaması ve düzenli verim yönünde olmaktadır. Endüstriyel  işleme açısından uygun çeşitlerin seçimi her zamankinden önemli hale gelmiştir. Son yıllarda geleneksel erik anaçlarının (mirabolan) üretimine alternatif olarak bir çok yeni anaç yaygınlaşmıştır; mevcut durum itibarı i1e gerek bu konuda bilgi olmaması gerekse deneme sürelerinin uzunluğu nedeniy1e yaygın olarak kullanılan çeşitlerden sadece bazıları kullanılabilir durumdadır. Kayısının üretiminde anacın önemi gereği bütün kurumların üreticiye gerekli bilgileri vermek için çok yoğun bir şekilde çalışması gerekmektedir.

 

 

Yetiştirme tekniği

 

İklim Kayısı erken çiçek açması nedeni ile ilkbahar geç donlarına karşı hassas bir türdür, bu nedenle iyi güneşlenen ve kuvvetli rüzgarlardan korunaklı yerler tercih edilmelidir.

 

Toprak Toprak, seçilen anaca göre değişmektedir; Çöğür anacı için kuru ve taşlık alanlar, muhtelif "erik" tipleri için orta ağırlıkta topraklar, "şeftali" vs için orta karışımlı ve derin topraklar uygundur. Toprağın hazırlanması; Derin bir şekilde sürülmesi, yüzey kısmının ters yüz edilmesi ve gübre kullanımı ile dikkatli bir şekilde gerçekleştirilmelidir.

 

Anaç seçimi Kayısı için kullanılabilen anaçların sayısı oldukça fazladır. Bu durum teoride çok geniş bir üretim yelpazesi olduğunu göstermektedir. Ancak unutmamak gerekir ki: bir çok çeşidin muhtelif anaçlarla olan uyumu bilinmemektedir.

 

Ülkemizde erkencilik için önerilen Ninfa çeşidi için önerilen Mirabolan 29 C anacı, prunus cerasifera çöğürü olarak tüm topraklara uygundur. Kirece ve kuraklığa çok dayanıklı olan bu anaç, üniform gelişmesi ile çok avantajlı bir anaçtır.

 

Yeni çeşitler ile az bilinen anaçlar arasında birkaç yıl süren denemeler yapılmadan kombinasyonlar oluşturmak araştırıcılar açısından zor ve yetiştiricilik açısından tehlikelidir. Bu durum anaçların güncelleştirilmesi işleminin yavaş bir şekilde gerçekleşmesine neden olmaktadır. Kayısı çöğürü, Mirabolan çöğürlerinden sonra, özellikle Güney Akdeniz bölgelerinde en yaygın olan anaçtır. Kayısı ve zerdali çekirdekleri işleme sanayi tarafından kullanılan çeşitlerden gelmekte, bu yüzden fidanları uyum, yapı ve gelişme seyri açısından heterojen özellikler sergilemektedir. Kuru, kireçli aynı zamanda hafif tuzlu topraklar için uygundur; ağır ve killi topraklar için uygun değildir. Meyve verimi yüksek, iri yapılı ağaçlar oluşturmakla ancak meyveye geç yatmaktadır. Kök yapısı toprağa çok iyi tutunma özelliğine sahip ve çok gelişmiştir. Gal nematoduna karşı dirençli ancak kök çürümelerine, kök kanserlerine (Agrobacterium tumefaciens) ve verticillum'a karşı çok duyarlıdır. Şeftali çöğürü ve muhtelif seleksiyonları İtalya'da çok fazla kullanılmamakta, ancak A.B.D., Güney Afrika ve aynı zamanda Fransa’da yaygın olarak kullanılmaktadır. Aşı uyumu genellikle yetersizdir, ancak erken meyveye yatar. Orta derecede gevşek, serin ve iyi drene edilmiş şeftali yetiştiriciliğine uygun topraklar için önerilir; nemli ve ağır topraklar ile aktif kireç oranı % 8-9 dan fazla olan topraklar için uygun değildir.

Bazı "erik" anaçları (P.domestica ve P.insititia) bir takım dezavantajları nedeni ile İtalya’da nadir olarak kullanılmaktadırlar: bu dezavantajlar yüksek polen aktivitesi ve bakteriyel kansere olan duyarlılığıdır (GF 1380).

Tohumdan elde edilen Mirabolan çöğürü bir takım dezavantajları olsa da hala en çok kullanılan anaçtır. Killi topraklar dahil her türlü toprağa uyum sağlar, kireç ve kuraklığa karşı da dayanıklıdır. Mirabolan,ın bazı seleksiyonları oldukça yaygındır.

"Mirabolan 29" verimliliği ve ağacının sağlamlığı itibarı ile büyük ölçüde tavsive edilen bir anaçtır. "Mirabolan B" farklı çeşitler ile uyumsuzluğu, güçlü bitki yapısı, orta derecede verimliliği ve meyvelerinin yarma olmaması gibi nedenler ile tavsiye edilmemektedir.

Kök boğulmasına, tuzluluğa ve kirece karşı en dayanıklı anaç "Marianna G.F 8-1" dir. Ağacı 29C'den biraz daha yapılıdır, ancak verimliliği, üretim etkinliği ve meyve kalitesi benzerdir. Kök yapısı yüzeyseldir ancak toprakta yeterli tutunma kapasitesine sahiptir. Hemen hemen bütün çeşitler ile iyi bir uyum göstermiştir.

Bir çok Prunus'da Hibrid çalışmaları, gerek çoğaltılmalarındaki zorluk (yüksek maliyet) gerekse adaptasyon çalışmaları yapılmadığından yaygınlaşamamıştır. Roma ISF tarafından elde edilmiş olan Prunus domestica seleksiyonları olan "Tetra" ve "Penta" killi ve kireçli topraklara olan uyumları, "Armilleria" kök çürümelerine karşı dirençleri ve muhtelif sert çekirdekli meyve türleri ile olan uyumu nedeni ile dikkate değer çeşitlerdir. Her ikisi de patent sahibi olan Roma ISF tarafından verilen onay ile laboratuarda mikropropagasyon yöntemi ile in vitro olarak çoğaltılmışlardır.

 

 

TERBİYE SİSTEMLERİ

İki tür terbive sistemi vardır:

1- Yüksek verimlilikte, düz arazilerde yetişen mekanik hasada uygun ve şekli biraz daha basık, daha düz olan sistem

2- Daha az verimli topraklar için uygun olan engebeli arazide yetişip mekanik hasadı zor olan sistem.

 

Serbest Palmet sistemi (Çit şeklinde): Bu sistem, herek seviyesine ulaşmış, yan dalları belirgin, iyice ağaçlaşmış sağlam bir fidandan başlamak sureti ile dikimden itibaren bir hat boyunca büyümesi ile elde edilir. Kuraklık ve odunlaşmama nedeni ile büyüme sorunları baş gösterir ise desteğin 50-60 cm. seviyelerine indirilmesi tavsiye edilir. Ana ve yan dalların elde edilmesi için ilk dikim yılında ilk ve ikinci vejetasyon dönemlerinde yeşil budama yöntemi ile sürgünlerden bir kısmı budanır; bu şekilde bitki daha erken meyveye yatar. İkinci, üçüncü ve dördüncü yaz dönemi budaması ile yoğun vejetasyon sonunda (Haziran) aşırı kalınlıkta olan ve diğerlerinin gelişmesini önleyen dallar elimine edilir. Dördüncü vejetasyonun sonunda, yani derimden 2-4 hafta sonra, sıranın iç tarafına doğru fazlaca gelişen genç dallar çok fazla dar olmayan bir sıra elde etmek amacı ile kısaltılırlar.

 

Serbest Form: Derin ve verimli topraklar için uygun bir yöntemdir. 50-60 cm boylarında kesilmiş veya olduğu gibi bırakılmış veya yerinde aşılanmış fidanlardan elde edilir.

İlk dört vejetasyon için ağaçlar serbest bir şekilde büyümeye bırakılırlar ve sadece yazları iç kısımları daha iyi güneş alması için güçlü gelişen dallar budanırlar. Dördüncü yıldan sonra istenen form ve hacmin elde edilmesi amacı ile dal seyreltmesi için budama yapılır.

 

Vazo sistemi: Sağlam bir yapı elde etmek için daha uygun bir metoddur; alt dalları ile birlikte düzenli 3 dal olabilir, ancak kayısı için 4-5 dallık yarı serbest vazo formu tavsiye edilir. Bu sistemde fidan 50-60 cm.den kesilir ve ilkbaharda yeni sürgün seçimi aralarında gerekli açı bırakılacak şekilde bir seleksiyon işlemi ile yapılır. Bu sürgünler daha sonra yeteri kadar dik bir şekilde ana dalları meydana getirecekler (60-70 derece) ve ana dal üzerindeki daha ince dallarda meyveler gelişecektir.

Bu şekil, bir çok kayısı çeşidinin doğal formuna çok benzer bir formdur ve küçük müdahaleler ile elde edilebilir. Mekanik hasada uygundur, ancak mekanik olarak hasad yapılacak fidanın başlangıçta biraz daha yüksekten taçlandırılması gerekmektedir (70-90 cm).

 

Geç Vazo: Bu sistem, 4-5 dallı vazo yönteminden, fidanın dikimde kesilmeyip alt dalların erken yetişen uygun dallardan elde edilmeleri nedeni ile farklıdır. İlk vejetasyon boyunca alt dalların büyümesini kolaylaştırmak amacı ile ana dalın biraz eğilmesi gerekmektedir. İkinci vejetasyon boyunca yan dallar yukarıya doğru açılarak büyürler ve bu durum ana gövde üzerinde diğer kuvvetli dallarla aynı zamanda dallara paralel veya onlara çok dik bir açıda yeni sürgünlerin oluşmasına neden olur. Üçüncü yılda yine ağacın alt kısımlarında vejetasyonu muhafaza amacı ile ana dalların açılması için üst taraflarda bulunan dallar yaz budaması ile seyreltilir. Eğer gelişme optimal olursa yaz sonunda orta ana dal elimine edilir.

Dördüncü yılda ana gövdedeki sürgünlere yine aynı şekilde Haziran ayında uygulanan işlem uygulanır; bitki bu şekilde yan dalları ile birlikte sivri ve meyeli sürgünleri olan spirale yakın bir forma kavuşmuş olur. Bu noktada 2 veya 3 yıllık dallarda dışarıya ve aşağıya doğru yönelmiş karışık yapıda bir dal bırakılmak sureti ile gerekli budama işlemi gerçekleştirilir.

 

Transversal ipsilon: Bu sistem , derimi öne almak için plastik tünellerin kullanıldığı ve sık dikimlerin yapıldığı meyveliklerde kullanılmaktadır. Fidan 40-50 cm boyunda kesilmekte ve ilkbaharda her iki taraftan iki dal alttan destek vermek sureti ile yaklaşık 45 derecelik bir açı ile yetiştirilmektedir.

 

Dikim Mesafeleri

Terbiye Sistemi

Verimli ve Sulanabilir Toprak

Palmet

m 4,5-5,0 * 3,0–3,5

Serbest Form

m 5,0–5,5 * 3,0–4,0

Vazo

m 5,0–6,0 * 3,5-5,0

Geç Vazo

m 5,5 * 3,5

Transversal ipsilon

m 4,5 * 1,5

 

Not: Dikim sıklığı aynı zamanda çeşide göre de değişebilir.

 

Ana iki dal üzerinde yaz aylarında yapılan muhtelif sürgün ve aşırı gelişmiş dalların budanması ve diğer işlemler ile birlikte meyve verecek olan daha ince dalların yoğunluğunun aşağıdan yukarı doğru azalacak şekilde oluşması temin edilmektedir. Bu sistem yatırım maliyetinin yüksek olmasına rağmen, meyve kalitesinin anması ve erkencilik açısından oldukça verimlidir.

 

 

ÜRETİM BUDAMASI

4.-5. yıllarda ağaç yeterli büyüklüğe ve istenilen forma ulaştığı zaman budama işlemlerinin üretim ile büyüme arasında iyi bir denge kuracak şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Böylece sabit kalitede ve homojen meyve üretimi gerçekleştirilmiş olur. Ağacın gelişimi ne kadar güçlü olursa budama o denli az yapılmalı, meyve dallarının fazla yaşlanmasına izin verilmemelidir, aksi durumda keskin bir değişim meydana gelir. Ağaçta orta yapıdaki 40-60 cm.lik meyve veren yeni sürgünler budamalar ile yenilenmiş olarak yerlerini muhafaza edecekler ve çeşidin meyvelenmesine göre bu genç sürgünler ile daha yaşlı olanlar arasında bir baskınlık ve üretim farklılığı ortaya çıkacaktır (dik sürgünler, sürgünler, karışık dallar).

Ağacın yaşlanması ile birlikte 2-3 yıllık, ortalama kalınlığın üzerinde ve kurumakta olan veya güneşten yoksun kalan yaşlı dallarda budama yapılmalıdır. Aynı zamanda çok fazla sürgün bulunan dallar ile yüksek kısımlardaki yoğun sürgünler daha aşağı seviyelerdeki meyve tutumunu ve güneş almayı kolaylaştırmak amacı ile budanmalıdır.

Üretim budaması, ağaç eğer genç ve yapılı ise yazın hasattan 3-4 hafta sonra, yaşlı ve zayıf yapılı ise yaz başında hastalık girişi ve zamklanmayı engellemek için yapılan büyük budamalar hariç olmak üzere kış sonunda yapılmalıdır.

Ağaçların yapılı olması ve alt tarafların gelişmesi arzu ediliyor ise boylarının kısaltılması için mekanik budama aletleri ve döner diskler kullanılabilir; bitkinin üst taraflarında ilkbaharda bir büyüme hamlesi isteniyorsa bu işlem kışın gerçekleştirilir.

 

 

MEYVE SEYRELTMESİ

Budama işlemleri gibi ve bu işlemle entegre biçimde üretim faklılığını engelleyip bir sonraki yıl için çiçek tomurcuğu oluşumunu kolaylaştıracak ve daha yüksek meyve kalitesi sağlayacak diğer bir işlem de meyve seyreltmesidir. 0lgunlaşma döneminden önce gerçekleştirilir ve meyvelerin yapısını sağlamlaştırmak ve yetersiz kalitedeki meyvelerin büyük bir çoğunluğunu elimine etmek için gerekirse tekrar edilebilir.

 

ÇEŞİT SEÇİMİ

Bitkide yeterli başarının sağlanması için çeşit seçimi belirleyicidir, ancak fidan kalitesi, aşı yeri, dikim sıklığı, yetiştirme sistemi, sulama v.s gibi diğer faktörler de çok önemlidir.

Farklı iklim ve coğrafyalara ait yerel nitelikteki eski çeşitlerin gösterdiği aşı uyuşmazlığı kayısının yayılmasını sınırlandırmıştır. Birkaç yıldır çeşitleri yenilemek amacı ile genetik bir takım faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Son olarak henüz iyice denenmemiş olmakla birlikte denenmiş oldukları şartlar altında enteresan neticeler veren çeşitler kullanılmaya başlanmıştır.

Üreticilerin "yenilik" peşinde koşmaları nedeni ile yetiştiriciler bir takım çeşitleri çok derinlemesine denenmiş olmasalar da kendilerine resmi ve özel kurumlar tarafından teklif edildikleri şekilleri ile yaygınlaştırmışlardır.

 

Olgunlaşma Dönemi (Bursa Bölgesi)

 

 

Çeşitler

 

NINFA

CAV Klonu Virüsten ari

Lisans Başvuru No: 94NV99

CRPV Lisansı ile çoğaltılmıştır.

Orijin: İtalyan, Bologna Üniversitesi C.M.V.F'si tarafından elde edilmiştir.

Ağaç: Az güçlü, geniş yapılı, meyve verimi yüksek ve süreklidir; karışık dallar ile bir yıllık dallar üzerinde meyvelenir. Kendine verimlidir.

Meyve; Orta büyüklükte, yuvarlak şekillidir; üzerinde belli belirsiz kırmızı renk görülen açık sarı renklidir: açık sarı meyve eti oldukça dayanıklı ve yarmadır, Lezzet özellikleri ise orta düzeydedir.

Hasat Zamanı: San Castrese'den 16 gün, Tyrinthos’dan 12 gün önce.

Genel Düşünce: Tarımsal açıdan kesinlikle güvenilir bir çeşittir. Denenmiş çeşitler arasında bilinen en erkenci çeşittir. (Çukurova bölgesinde Nisan sonu Mayıs başı)

 

TYRINTHOS

Orijin: Yunanistan. Kökeni bilinmemekledir.

Ağaç: Orta güçlülükte, meyve verimi yüksek ve süreklidir; öncelikle dal uçlarında meyvelenir.

Meyve; Büyük, oval şekillidir; kırmızıyla renklenen açık turuncu kabukludur; meyve eti açık turuncu, sert, az lezzetli, kokusuz ve susuzdur.

Hasat Zamanı: San Castrese'den 16 gün önce.

Genel Düşünce: Erken olgunlaşması ve düzenli verimliliği, bu çeşitin özellikle yüksek tepeler ile kalitenin daha da yükseldiği verimli verimli tarım alanlarında yayılmasını desteklemiştir. Meyvelerinin iriliği, qüzelliği ve verimi mükemmeldir. Sadece düşük lezzeti nedeniyle tercih edilmeyebilir.

 

 

GÜBRELEME

Kayısının geç yapraklanması ve meyvelerinin erken olgunlaşması göz önüne alındığında, verimliliği artırmak amacıyla yapılacak müdahaleler iki aydan biraz daha uzun bir süre ile sınırlandırılmıştır. Ancak bitkinin verimliliğini maksimum düzeyde tutabilmek için uygulanacak makro ve mikro element uygulamaları aşağıda belirtildiği gibi birden fazla zamanda yapılabilir:

- Yaz sonu, sonbahar başı

- Çiçekten meyveye geçiş sonrası,

- Meyvelerin gelişmeleri esnasında.

 

Çiçeklenmeden önce ve hasattan az önce azotlu uygulamalardan kaçınmak gerekir.

Nitrometre ile dolaşım sistemindeki ion nitrat, yani azotun miktarını tespit etmek mümkün olmakta ve verilecek azot miktarı da ortaya çıkmaktadır. 10 ppm azot eşigi dikkate alınmak sureti ile sadece bulunan miktar bundan az ise uygulama yapılır. Olgunlaşmadan bir kaç hafta önce ve muhtemel yaz budamasından sonra çiçekten meyveye geçildiğinde sulama ile gübreleme yöntemini kullanarak bu besleme uygulamalarının en az yarısı gerçekleştirilmiş olur. Fosfor ve potasyumun toprağa uygun miktarlarda (gerekli analizleri yapınız) verilmesi, toprağın hazırlanma aşamasında ve dikimden önce yapılmalıdır; bu maddelerden oluşan müteakip destekler ya sonbahar boyunca ve analizlerle belirlenmiş miktarlarda, ya da eğer gerekiyorsa, çiçekten meyveye geçişten sonra sulamayla veya yapraktan uygulanmalıdır.

Organik madde uygulaması toprağın fiziksel şartlarını iyileştirmenin yanı sıra mineral içeriğini de artırır, bu nedenle de önemsenmelidir.

Yaprak analizi, yapılacak gübreleme ve veya uygulamalar için çiftçiye son derece yardımcı olur. Bitkinin iyi gelişimi ve meyve verimi için gerekli olan mikro elementler her zaman son derece önemlidir. Eksiklikleri meyveler (mikro çatlamalar, kalsiyum eksikliğinden meydana gelen kararmalar) ve gelişim (demir eksikliğinden meydana gelen kloroz ) açısından bir takım sakıncalar doğurur.

Üretim aşamasındaki diğer önemli rol, bitkilerin gelişmesi ve meyve oluşumu için temel şart olan bir dizi biokimyasal reaksiyonlara giren çeşitli maddelerindir: Humik asitler, vitaminler, aminoasitler, v.b. çiçekten meyvelenmeye geçişi iyileştiren, gelişip büyümeyi harekete geçiren, dokuların gelişmesine yardım ederken onları ortamla ilgili meydana gelebilecek sorunlara karşı güçlendiren, ve üretimin kalitesini çok yükselten uyarıcılardır.

 

 

Kayısıda Yabancı Ot Mücadelesi

 

 

 

 

 

 

SULAMA

Genel olarak sulama meyve verimine yarar sağlar: bitkinin yapısının gelişmesini, dolayısı ile tam verime geçilmesini hızlandırır.

Suyun dağılımı, muhtemel yağışları hesaba katmak sureti ile devamlı ve düzgün olmalıdır. Meyvelerin dış görünüm ve muhafaza özelliklerinin bozulmaması için hasat zamanı çevrelerine bol miktarda su vermekten kaçınılmalıdır.

Kayısı yetiştiriciliğinde, pedoklimatik şartların son derece değişken olması ve yararlanılan çeşitli anaçlar, kesin bilgiler verilmesini zorlaştırır. Sulama tesisinin seçimi suyun kullanılabilirliği ve/veya maliyetlere dayandırılarak yapılmış olmalıdır.

Projelerin uzmanlaşmış firmalar tarafından yapılmış olması çok önemlidir. Damlama veya mikro sulamanın söz konusu olduğu yerlerde, toprağın çeşidine göre değişen sulayıcı başlıklar arasındaki mesafenin saptanması en önemli husustur.

 

Toprak İşleme

Toprağa zarar veren unsurların kontrol altında tutulabilmesi için uygulanacak müdahale proğramının seçimi, dikim yerinin tipi ve yaşı, toprağın türü, yağışlar v.b. gibi birçok etkene bağlıdır.

Kayısı ağacı da sık dikimlerin yapılabildiği bir türdür. Hektar başına düşen yüksek ağaç sayısı su ihtiyacını artırır; bunun bir sonucu olarak ağaçların altındaki alanda yabancı ot mücadelesi ya mekanik yöntemler ile ya da herbisitlerle gerçekleştirilir. Teknik profil altında, buradaki şemada da belirtildiği gibi, proğramın veya yabancı ot mücadelesinin seçimi için dikim yerinin yaşını göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır.

 

 

Hastalık ve Zararlılarla Mücadele

Üreticileri bilgilendirmek amacıyla en önemli parazitleri ve genel korunma takvimi aşağıda verilmiştir.

 

Monilia: Kayısı ağacının ağır mantarsal hastalığıdır; tüm organları ilgilendirir: çiçekler, yapraklar ve dallar. Monilia laxa ve özellikle Monilia fructigena çiçeklerin kararmasına, meyvelerin kurumasına ve kararmasına neden olurlar. Üstelik olgunlaşma zamanı yakın ise bütün meyve yüzeyine yayılan kahverengimsi benekler ortaya çıkar.

Mikroorganizma kurumuş dallar arasında veya mumyalaşmış meyveler üzerinde kendini bir sonraki seneye kadar korumaya alır ve ilkbahara gelindiğinde mevsimin gidişatına bağlı olarak yeniden yoğun ve sürekli bir faaliyete başlar. Hastalıklar sisli veya sürekli yağışların olduğu çok nemli dönemlerde ortaya çıkarlar.

Mücadele öncelikle su birikintilerini önleme, büyüme ve çiçeklenme dönemi öncesinde, yaprak dökümünden sonra ve gerekirse hasat öncesi döneme kadar uygun mantar ilaçlarının kullanılması gibi agronomik müdahalelerden oluşmalıdır.

 

Coryneum: Kayısılarda 'Yaprakdelen (Çil)' hastalığı olarak bilinir. Genellikle ilkbahar ve sonbaharda bütün dropacee'leri, özellikle de zayıf düşmüşleri yakalar.

Mücadele için iki kere Pomarsol 50 WP kullanılır; ilki yapraklar tamamen doküldüğünde, ikincisi ise tomurcuklar büyümeye başladıklannda.

 

Külleme: Kural olarak bu hastalığın kayısı ağacına yaptığı saldırılar öldürücü değildir ve çiçeklenmeden sonra ara sıra Folicur WP veya diğer özel formüllü ilaçlar ile müdahale edilir.

 

Koşnil: Kayısı ağacı daha az etkilenir; verilen zararlar diğer meyve ağaçlarında görülen seviyeye ulaşmaz; bununla beraber hastalık başlangıcı küçümsenmemeli uygun ilaçlar ile mücadele edilmelidir: tomurcukların büyüme döneminde Solbar S ve eğer neanidler doğmuşsa Gusathion SC kullanılır.

 

Pulkanatlılar/Kelebekler: Kayısıya en çok saldıran türler arasında hatırlanacaklar Anarsia, Tignola orientale ve Euliadır. Erkenci çeşitler genelde bu hayvanların ilk kuşaklarından kendilerini korumuş olurlar. Daha geç ürün veren çeşitlerde cinsel olarak çekici maddeler Gusathion SC e, eğer hasata yakın bir sürede ise Bacillus Thuringensis var Kurstaki (Dipel) ile kurulan tuzakta yakalanan yetişkinlerin sayısı itibari ile müdahale eşiğinin aşılması durumunda kimyasal olarak müdahalede bulunulması gerekir. Yetişkinlerin uçmaya başlamasından önce cinsel kargaşa yaratan maddelerin uygun araçlar ile yayılması da etkin sonuçlar vermektedir.

 

Sinek: Özellikle Orta-Güney Bölgesinde ve yalnızca geçci çeşitlerde zararlıdır. Saldırıya maruz kalmış meyveler kolaylıkla çürür ve ticari değerlerini yitirirler. Gerekli hallerde özel uygulamalar ile içinde bulunulan zamana dikkat edilerek spesifik uygulamalarla mücadele gerçekleştirilebilir.

 

Bakteriler: Birkaç senedir kayısı ağacının ya olgunlaşmış meyvelerin üzerinde ya da daha ender olarak yaprak ve dallarında bazı bozulmalara rastlanmaktadır. Bu değişimlere zayıflık bakterileri neden olmaktadır.

Hastalığın yakalanan meyvelerin üzerinde çürümeler görülmez, buna rağmen ticari değerlerini kaybederler. Tanınan çeşitli bakterilerin biyolojileri üzerindeki bugüne kadar elde edilen bilgiler yetersizdir. Yağmur ve rüzgarlar da bu hastalıkların yayılmasına katkıda bulunurlar.

Mücadele için, bakterilerin neden olduğu bozulmaların görülmediği yerlerden gelen, kontrol altında çoğalan malzeme kullanılması esastır. Yaprakların dökülme anında ve sonrasında, budamadan hemen sonra ve tomurcuklar büyürken, dal tuzu (Cupravit Flow) bazlı ürünlerle tekrarlanacak işlemler de zararları önlemeye yardımcı olur.

 

Virüs benzerleri/Virüsler: Kayısı ağacı virüs orijinli ve fitoplasmik hastalıklara yakalanır. Birden çok virüsün sebep olduğu ve sık sık görülen hastalıkların belirtileri karışıktır.

En tehlikeli virüs hastalığı Sharka olarak tanınan 'Plum Pox Virus (PPV)'üdür. Bu hastalık İtalya’da da bilinmekte olup, mücadelesi bir kararname ile zorunlu kılınmıştır. Buna göre hassas drupacee'lerin kültürleri üzerinde sistematik kontroller yapılması ve hastalanmış bitkilerin tahrip edilmesi öngörülmektedir.

Kayısı ağacının tamamen melezlemede kullanılan unsurlar nedeniyle yakalandığı diğer virutik hastalıklarından farklı olarak, Sharka, yaprakların ne kadar iştah açıcı olduklarını konırol etmek isteyen bir çok yaprak biti yüzünden bulaşır.

 PPV hastalığını haber veren belirtiler, çeşidin etkilenebilirliği ve hastalığın derecesine göre değişir: yaprakların üzerinde yan damarlar boyunca uzun kloroz çizgiler veya küçük kloroz yüzükler belirir; meyvelerin yüzeylerinde deformasyonlar, yüzük şeklinde çöküntüler ve kırmızı renkler görülür; çekirdekler üzerinde ise açık renkli ve belirgin tipik yuvarlak benekler ve oyuklar ortaya çıkar.

 

Kayısının yakalandığı diğer viral hastalıklar: `Apple Clorotic Leaf Spot Virus (APCLSV)' (Elma Klorotik Yaprak Leke Virüsü); birçok drupacee'de görülen ancak kayısıda daha kapsamlı zararlara neden olan 'Prune Necrotic Ring Spot Virus (PNRV)' (Nekrotik Halka Leke Virüs Hastalığı); dallarda ve gövdede yarılmalara neden olan ve bununla bağlantılı olarak genellikle de aşı noktasında meydana gelen yumuşak ve yapışkan bir sızıntının görüldüğü 'Prune Dwarf Virüs( PDV)' (Cücelik Virüsü/Zamklanma).

 

Virüs benzeri canlılar meyvede çopurlanmaya sebebiyet veriri. Bu hastalık Sharka’ya benzer belirtiler gösterir ve erkenci çeşitler üzerinde görülür.

 

“Nekrotik Yaprak Kıvırcıklığı” mikoplazma benzeri canlıların (MLO) neden olduğu bir hastalıktır; en belirgin belirtiler bitkilerin zayıflaması ve çürüyüp ölmesi, kangren olması veya kısmen erken vejetasyona geçmeleri, küçük, kenarları kıvrık klorotik yaprak vermeleri, daha sıcak aylarda dalların ve daha sonra bütün ağacın kuruması, bazen ani apoleksi gibi vakalara neden olması şeklindedir, ancak tozlayıcı kendi tozlama faaliyetini sürdürmektedir.

Bütün bu virüs, virüs benzeri veya mikoplazma hastalıklarıyla mücadele propagasyon malzemesinin kontrolü ve canlı malzemenin sertifikasyonunu hedef alacak koruma kriterleri ve ıslah faaliyetleri ile yapılmalıdır.